Mutlaka Okumanız / Dinlemeniz Gereken Ödüllü Kitaplar

Her kitap başka dünyalara götürür, okuyucuda bıraktığı izler ve tatlar bambaşkadır. Ancak bazı kitaplar vardır ki yalnızca okurlardan değil eleştirmenlerden de tam not almakla kalmayıp saygın edebiyat ödüllerine de damgalarını vururlar.

Nobel, Pulitzer, Hugo, Man Booker gibi dünyaca ünlü ödüllerle beraber Erdal Öz Ödülleri, Yunus Nadi, Sait Faik, Melih Cevdet Anday gibi Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerine adanan ödüller de var.

Storytel’de yer alan ve başarısını bir de ödülle taçlandıran ödüllü kitapları senin için seçtik:

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde

“Bazen sanki bir çok insan için geniş ve ferah olan bir mezarın içinde yaşıyormuşuz gibi hissederim. Hapishane dışarıda değildi, her birimizin içindeydi. Belki de onsuz nasıl yaşanacağını bilmiyorduk.”

Nobel Ödüllü Olga Tokarczuk’un bu romanı, Deniz Yüce Başarır seslendirmesiyle karşımıza çıkıyor. Polonya’nın şehirden uzak bir köyünde günlerini astroloji çalışarak geçiren Janina’nın sakin hayatı komşusu Koca Ayak’ın esrarengiz ölümüyle son bulur.

Tokarczuk, sözcükleri farklı kullanmasıyla, sürükleyici olay örgüsüyle okuyucuyu adeta avcunun içine alır.

Foto Sabah Resimleri

“Bu oyunda yokum, sizin silahlarınızla savaşacak kadar alçalamıyorum.”

Türk öykücülüğünün en önemli iki ödülünü, 1995 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, 1996 yılında ise Sait Faik Öykü Ödülü’nü kazanmış bir başyapıt: Foto Sabah Resimleri. “Adı Aylin” ve “Sevdalinka” gibi romanlarıyla tanıdığımız Kulin, bu kitabıyla ayrıca ne kadar başarılı bir öykü yazarı olduğunu da ortaya koyuyor.

Sevgili Arsız Ölüm

“Sözcüklerden bir yorgana sarındı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üstünde oturdu.”

Türk edebiyatına kendi üslubuyla farklı bir bakış getiren bir isim: Latife Tekin… Alücüvek köyünün önde gelenlerinden biri olan Huvat, işi gereği sık sık şehre gidip gelir. Huvat bir gün yanında şehirli Atiye ile döner köye ve onunla evlenir. Köylüler başta bu başı açık, kendilerinden farklı bir duruşu olan kıza hiç ısınamasa da Atiye zamanla köylülere uyum sağlar. Ancak bir zaman gelir ki ailecek yeniden şehre dönerler. Bu dönüşle birlikte Atiye için de çelişkiler, zorluklar başlar…

Olduğu Kadar Güzeldik

“Kimseyi istemiyorsun yanında ama durup durup da yalnızlıktan şikayet edesin geliyor. Bir şeyden şikayet edebilmek için bile bir insan lazım. Öyle hileli bir şey bu.”

Nüktedanlığı, muzip benzetmeleri ve hiç beklenmedik hüzünleriyle okuyucuyu kıskıvrak yakalamayı başaran Mahir Ünsal Eriş, sıradan insanların sıradan hayatlarına kendine has üslubuyla dokunup onları hepimiz için ölümsüz hale getiriyor.

Nohut Oda

“Beni hala sevdiğini sanıyor. Oysa artık sadece bir yaslanma olasılığıyım onun için. Dengesini kaybettiğinde elini boşluğa uzatıp da tutunuverdiği ilk şey. Artık kimsenin düşeyazarken tutunuverdiği bir şey olmak istemiyorum.”

Nohut Oda’da gidenleri, onların sıkışmışlıklarını hikayelerine konu eden Kesmez, beş etkileyici hikaye sunuyor bizlere.

Ayrılık, terk ediş ve gidişi okuduğumuz hikayeler hüzünlü bir anlatıma sahip olsa da hepimizin yaşadıklarını isabetli sözcüklerle yansıtmayı başarıyor. Nohut Oda’yı Ece Dizdar’ın sesiyle dinleyebilirsin.

Bir At Bara Girmiş

“Hayattaki en büyük başarım geniş ve birlik olmuş bir aile. En azından bana karşı.”

Bir stand-up şovuna konuk olmaya ne dersin? David Grossman’ın şakacı dili bu defa bizi bardaki bir stand-up şova davet ediyor. “Herkesin derdi kendine” diyen Grossman’ın romanında hepimiz varız. Şovdan sıkılıp terk edenler, hayatı tiye alanlar ve ciddiye alanlar…

Uzak Noktalara Doğru

“Yitiren insanların yüzlerinde yaşamın çözülememiş gizlerinden biri oluşuyor;çünkü hızla değişip prizmanın öbür yüzünü görüyorlar. Kişinin kendi olma sınavının en zor basamakları…”

Cemil Kavukçu’nun iki muhteşem öyküsünden oluşuyor Uzak Noktalara Doğru… 1995’te ilk baskısını yapan kitap şimdilerde okununca adeta okurunu geçmişe götürüyor. Uzağa gitmek isteyenlere ayrıca hitap etse de kitap bittiğinde yeniden ve yeniden dinlemek isteyeceğin bir tat bırakıyor.

Bu Kitabı Çalın

“Bellek denilen şey esrarlarla dolu bir garip lunapark işte. Bazı olaylar bize olduklarından daha büyük ya da daha küçük ya da daha renkli görünüyorlar.”

Farklı, yaratıcı, biraz da komik bir şeyler dinlemeye ne dersin? O halde bu kitabı çalın! Murat Gülsoy’un mizahı yanına alarak yazdığı sıra dışı öyküleri dinlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksın bile.

Yorum Yazın