Otuz Yaşından Önce Mutlaka Dinlenmesi / Okunması Gereken Kitaplar

Otuz yaş, insanın gençliğinin ilk yıllarını geride bıraktığı; bazı kavramları artık hayatında daha da anlamlandırmaya başladığı dönemin başlangıcı… İster klasik olsun, ister kült olsun kitapların, olgunlaşma dönemimize etkisi ise yadsınamaz. “Bir kitap okudum hayatım değişti” demek her zaman mümkün ve gerçekçi olmasa da “keşke daha önce okusaydım ya da dinleseydim” diyebileceğin, okunması gereken kitaplar Storytel’de!

Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Ray Bradbury’nin zamanın ötesindeki kurgu dünyası, Fahrenheit 451 ile karşımıza çıkıyor. Distopya edebiyatının klasikleri arasındaki yerini alan kitap, Erdal Beşikçioğlu’nun sesiyle Storytel’de.

Simyacı – Paulo Coelho

Yayımlandığı 1988 yılından beri çok satanlar listesinde adına rastladığımız Simyacı, hem felsefi hem de maceracı yönüyle kitapseverlerin kalbini çalıyor. Paulo Coelho; Doğu ve Batı dünyasına farklı açılarla ışık tutarken okuyucuları da içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Bu büyüleyici yolculuğa, Yiğit Özşener’in sesiyle çıkmak istemez misin?

Sapiens – Yuval Noah Harari

Yuval Noah Harari, hayvanlardan tanrılara diyor ve insanlığın geçmişine ışık tutuyor. İnsanın 100 bin yıl önce dünyada başladığı macerayı biyolojik, tarihsel ve sosyolojik olarak ele alırken kullandığı dille de herkese hitap etmeyi başarıyor. Hâlâ bu eşsiz kitabı okumadıysan Tilbe Saran’ın sesiyle Storytel’den dinleyebilirsin.

Tutunamayanlar – Oğuz Atay

Turgut Özben, kaybettiği arkadaşı Selim Işık’ın izini sürerken hiç beklemediği bir yolculuğa çıkar… Oğuz Atay’ın 1972’de yazdığı ve bugün hâlâ beğeniyle okunan romanı, otuz yaşından önce de sonra da, aslında hayatının her döneminde okuman gereken kitaplar arasına koyabilirsin. Her okuduğunda farklı bir anlam bulacağın kitap, başucu eserlerin arasındaki yerini alacak.

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’nin kaleminden kırık bir aşk hikayesi dinlemeye hazır mısın? Henüz Kürk Mantolu Madonna’yı okumadıysan aşkın anlamı biraz eksik kalmış olabilir. Hüzünlü, içten, tutkulu bir aşkı Mert Fırat’ın sesinden dinlemek için Storytel yanı başında.

Şimdiki Çocuklar Harika – Aziz Nesin

Şimdi konuşma sırası çocukların! Kıvrak zekası ve usta kalemiyle Aziz Nesin, sık sık gülümseten bol bol düşündüren bir kitaba imza atıyor. Şimdi sıra çocukların! Onlar konuşacak, büyükleri de dinleyip onları anlamaya çalışacak. Mümkün mü dersin?

İnsan İnsana – Doğan Cüceloğlu

Gündelik hayatta yaptığın ve belki de çoğu zaman farkına varmadığın iletişim kazalarını görmek ister misin? Doğan Cüceloğlu’ndan insanın, kendini yeniden ve yeniden tanımlaması için yardımcı olduğu İnsan İnsana artık Storytel’de. 

Harry Potter Serisi – J. K. Rowling

J. K. Rowling’den muhteşem bir seri… Tüm dünyada en çok okunan kitaplar arasındaki yerini alan Harry Potter’ın maceraları şimdilik sonlanmış olabilir ve sen henüz tanışmadığın bu tatlı seri için “çocuk kitabı” diyerek burun kıvırmış olabilirsin. Ancak eşsiz bir hayâl gücü, “keşke bitmeseydi” denilen bir kurgu için Tilbe Saran’ın sesiyle Harry Potter seni bekliyor. Dünyaya, arkadaşlığa, mucizelere inanmaya ne dersin? Lumos maxima!

Şeker Portakalı – Jose Mauro de Vasconcelos

Jose Mauro de Vasconcelos’un 1968’de bizi Zeze’nin dünyasıyla buluşturmasından sonra hiçbir şey artık eskisi gibi olmadı. Vasconcelos’un hayatından da izler taşıyan Şeker Portakalı, gerçekçi ve bir o kadar da duygusal anlatımıyla seni uzun süre etkisi altında bırakacak.

Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry

Koyun çiçeği yedi mi; yemedi mi?

Otuz olmadan, otuz olduktan sonra hatta seksen yaşına gelsen bile mutlaka yeniden ve yeniden dinlemen, okuman gereken bir kitap… Toprak Sergen’in yorumuyla Küçük Prens, hayatın el kitabı olarak seni bekliyor.

Palto – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Nikolay Vasilyeviç Gogol’un 1842 yılında yayınladığı Palto öyküsü, Dostoyevski’ye “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” dedirtecek kadar önemli bir klasik. Gogol bu kısa öyküsünde sıradan ve basit hayatlar yaşayan “küçük adam”ı kahraman olarak seçiyor. Gogol, binbir zorlukla aldığı yeni paltosu hayatının merkezi haline gelen Akakiy Akakiyeviç’in öyküsünü anlatırken aslında Rus toplumunun yaşadığı toplumsal eşitsizliklere yönelik sarsıcı bir eleştiri getiriyordu. Bu yüzden de yayınlandığı dönemde büyük tepki aldı ve Rus insanını aşağılamakla suçlandı. Ancak Palto, Rus edebiyatının temel taşı olacaktı.

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört – George Orwell

George Orwell’in 1949 yılında yayınladığı romanı, kısa süre içinde distopya edebiyatının en tanınmış klasiklerinden biri haline geldi. Orwell’in alegorik – politik anlatısı o kadar popülerleşti ki kitap, sanatta, politikada hatta gündelik hayatta bir referans haline geldi. Büyük Birader, düşünce polisi kavramlar bu kitapla hayatlarımıza girdi. Orwell, bütün insani eylemlerin yasak olduğu totaliter bir toplumu anlattığı çok tartışılan kitabıyla, bu distoyanın çok da uzak olmadığı konusunda insanlığı uyarmak istemişti.

Satranç – Stefan Zweig

20. yüzyılın en büyük yazarları arasında gösterilen Avusturyalı Stefan Zweig, en tanınmış eserlerinden biri olan Satranç’ı 1941’de Brezilya’da sürgündeyken yazdı. Bir gemi yolculuğu sırasındaki bir satranç maçıyla başlayan uzun öykü, karakterlerden birinin satrancı nasıl öğrendiğinin anlaşılmasıyla derin bir psikolojik ve politik boyut kazanıyor. Zweig, Gestapo’nun eline düşen bir insanın psikolojik direnişini anlattığı kitabını bitirdikten kısa süre sonra intihar etmişti.

Dönüşüm – Franz Kafka

40 yıllık kısa yaşamında dünyanın en büyük yazarları arasına girmeyi başaran Franz Kafka, en tanınan başyapıtı Dönüşüm’ü 1915’te yazdı. Bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş bulan Gregor Samsa’nın öyküsü, kısa sürede bir modern klasik haline geldi. Kafka’nın gerçekçilik unsurlarıyla gerçeküstü hatta fantastik unsurları tuhaf biçimde birleştirdiği başyapıtı, hala tartışılıyor ve ilgiyle okunmaya devam ediyor. 

Altıncı Koğuş – Anton Çehov

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük öykücülerinden biri olan Anton Çehov, en ünlü uzun öykülerinden biri olan Altıncı Koğuş’u 1892 yılında yayınladı. Öykü kısa sürede büyük bir yankı uyandırdı. Çehov, bir taşra kasabasındaki bir akıl hastanesinde geçen bu uzun öyküsünde, eğitimli bir hastayla doktoru arasındaki felsefi çatışmayı anlatıyor. Hastaların yaşadığı zorluklara ve haksızlıklara kayıtsız kalan doktor, yanılgısını anladığında artık iş işten geçmiş olacaktır. Aslında Çehov bu öyküsüyle, ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden Rus aydınlarının tutumunu eleştiriyordu. 

Drakula – Bram Stoker

Bram Stoker, gelmiş geçmiş en büyük başyapıtlardan biri olan efsanevi Dracula romanını yedi yıllık bir çalışmanın sonunda, 1897 yılında yayınladı. İngiliz bir avukatın Transilvanya’daki Kont Dracula Şatosu’na gidişiyle başlayan, tüyler ürperten bir deniz yolculuğundan sonra İngiltere’de devam eden bu büyük klasik pek çok kez sinemaya ve televizyona uyarlandı. Yazılışından yıllar sonra bile hala okurları büyülemeye devam ediyor.

Sherlock Holmes / Kızıl Dosya – Arthur Conan Doyle

Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü, en başarılı ve en yetenekli dedektifi Sherlock Holmes’un okurla tanıştığı ilk roman! Sir Arthur Conan Doyle, bu unutulmaz kahramanın öyküsünü ilk kez 1887 yılında gazetede yayımlatmış ve kısa süre içinde Sherlock Holmes polisiye edebiyatın vazgeçilmez ismi haline gelmişti. Sherlock Holmes ilk macerasında bir yüzük, bir kol saati, bir kitap ve duvara kanla yazılmış bir nottan yola çıkarak bir cinayeti aydınlatmaya koyuluyor. Müthiş bir dostluğa ve ortaklığa adım atacağı sadık dostu Dr. Watson’la da bu macerada tanışıyor. 

Genç Werther’in Acıları – Johann Wolfgang von Goethe

Dünya edebiyatının devlerinden biri olan Goethe, bütün dünyada en çok okunan klasiklerden biri olan Genç Werther’in Acıları’nı yazdığında henüz 25 yaşındaydı. Yayımlandığı dönemde büyük bir efsane haline gelen romanın birçok intihara yol açtığı iddia edilmiş, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmeden oluşan kostümü moda haline gelmişti. Genç Werther’in Acıları, tutkulu bir ressam olan Werther’in dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşuyor.

Yeraltından Notlar – Fyodor Dostoyevski

Tüm zamanların en çok okunan ve tartışılan romanlarından biri olan Yeraltından Notlar ilk kez 1864 yılında basıldı. Yayımlandıktan sonra yalnız Rusya’da değil bütün dünyada büyük tartışmalara neden oldu, pek çok yazarı ve fikir akımını derinden etkiledi. Dostoyevski bu romanıyla insanın iç dünyasına ve karanlık yönlerine odaklandı, yapay bir iyimserlik ve insancıllık yerine insanın özündeki kötücüllüğü gösterdi. Öyle ki ünlü düşünür Nietzche romanı anlatırken “Yeraltından Notlar, hakikati kanla haykırır” diyordu.

Ütopya – Thomas More

“Ütopya’da, her şeyin herkese ait olduğu bu yerde, insanlar, bütün ihtiyaçlarının karşılanacağından eminler. Orada zengin de yoktur fakir de. Kimsenin hiçbir şeyi yoktur, ancak herkes zengindir. Bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi? Günlük ekmeğin peşinde koşmadan, oğlunun sefalet içinde yaşayacağını düşünmeden, kızının çeyizi için endişe duymadan, herkesin; kadınların, çocukların, torunların, torunlarının torunlarının ve daha sonraki kuşakların mutlu bir yaşam süreceğinden emin olarak…” 

Ünlü İngiliz filozof ve devlet adamı Thomas More, aklındaki ideal toplum düzenini ayrıntılarıyla anlattığı Ütopya isimli kitabını 1516 yılında yayımladı. Bu kitapla insanlığa eşitlikçi bir ütopyanın yanında, “var olmayan ülke” anlamına gelen “ütopya” kavramını da hediye etmiş oldu. Ütopya, yazıldığı günden bugüne pek çok sanat eserine ve akımına, fikir akımlarına hatta siyasi hareketlere ilham vermeye devam ediyor.

Böyle Söyledi Zerdüşt – Friedrich Nietzche

“Burada konuşan ne bir peygamberdir ne de din kurucusu denen o güç istemi ve hastalık kırmasıdır. Bağnazın biri değil burada konuşan, vaaz verilmiyor, inanç istenmiyor burada.”

“Yazılarımın havasını soluyabilen, bunun bir yüksek yer havası, sert bir hava olduğunu bilir. Felsefe, bugüne dek anladığım yaşadığım gibisi, yüksek dağda, buz içinde gönüllü yaşamaktır.”

İnsanlık tarihinin en önemli düşünürlerinden Friedrich Nietzche, başyapıtı Böyle Söyledi Zerdüşt’ü ilk kez 1883 yılında yayımladı. Yalnız içerdiği fikirlerle değil üslubuyla da fark yaratan bu kitap için Nietzche “Yazılmış en yüce kitap, insanlığa şimdiye dek verilen en büyük armağan” diyor. Çoğunlukla aforizmalardan oluşan, şiirsel denebilecek bir üslubu benimseyen ve edebiyatla felsefe arasında salınıp duran Böyle Söyledi Zerdüşt, içerdiği sarsıcı fikirlerle bugün hala dünyanın dört bir yanında okunmaya ve tartışılmaya devam ediyor.

“Keşke daha önce okusaydım ya da dinleseydim de bu güzel kitaptan, bu şahane yazardan daha önce haberdar olsaydım” diyebileceğin, ufkunu genişleten, hayata bambaşka pencerelerden bakmanı sağlayan okunması gereken kitaplar Storytel’de seni bekliyor. 

Dünya KlasikleriE-kitapKitap TavsiyeleriOkunması Gereken KitaplarSesli KitapTürk Klasikleri

İlgini Çekebilir

2020’de En Çok Dinlenen Storytel Kitapları

20/01/2021

Storytel kütüphanesine eklenen binlerce sesli kitap ve e-kitap arasından 2020’de en çok dinlenen Storytel kitapları hangileri merak ediyor musun? Listede belki başucu kitaplarınla karşılaşacaksın, belki de henüz adını duymadıklarınla ya da duyup da okuma, dinleme […]

Türkiye’ye Polisiyeyi Sevdiren Ahmet Ümit Dinleyebileceğin 21 Kitabıyla Storytel’de

30/01/2021

Türkiye’de polisiye denince akla önce Ahmet Ümit gelir; tıpkı dünya edebiyatında polisiye denince akla ilk gelen ismin Agatha Christie olması gibi. Geniş bir okur kitlesine sahip Ümit’in kitaplarının bu kadar ilgi görmesinin en büyük sebebi […]

Bu Kış İçini Isıtacak Aşk Kitapları

31/01/2021

Kış mevsimi gelmişken battaniyelerin içine gömülüp sıcacık bir çay, kahve ya da çikolata ile kitabını alıp keyif yapmaya ne dersin? Peki aşk kitapları sever misin? Soğuk günler başlayınca çoğu zaman sevdiklerimizden, sosyal hayatımızdan uzaklaşıp evimizde kalmayı […]

Yorumlara

Yorum Yazın