Storytel’de Dinleyebileceğin Ahmet Hamdi Tanpınar Kitapları

Ahmet Hamdi Tanpınar eserleri, olaylardan ya da ayrıntılardan ziyade bilinç akışına ve psikolojik çözümlemelere odaklanan, bol bol saptama içeren bir dokuya sahiptir. Tanpınar hem şiir hem düzyazı hem de roman alanlarında başarılı görülen bir yazar. Yalnızca yazar değil aynı zamanda edebiyat tarihçisi ve bir entelektüel.

Tanpınar’ın duru, pak ve engin Türkçesiyle ilmek ilmek dokuduğu eserlerine Storytel’de ulaşabilirsin.

Aydaki Kadın

Aydaki Kadın, Tanpınar’ın tamamlayamadığı ve son olarak yayımlanan kitabıdır. Rüyaların, ölümlerin, kişiliklerin betimlenip tahlil edildiği bu enfes romanın merkezinde “İflas” ismini taşıyan bir roman yazan Selim Baka ismindeki şahıs bulunuyor. Selim, doğup büyüdüğü şehrin elit ailelerinden birine mensuptur. İstemeden de olsa, çocukluğunun geçtiği ve her adımında yeni bir anıyı hatırladığı evini satılığa çıkarmak durumunda kalır. Bu sırada eski aşkı Leyla’nın daveti üzerine bir eğlenceye katılır. Konunun asıl bağlayıcı kısmı bundan sonra başlar. 

Edebiyat eleştirmenleri tarafınca bu romanın aslında siyasal bir eleştiri niteliği taşıdığı düşünülmüş. Tıpkı Rus yazar Gonçarov’un Oblomov kitabında yaptığı gibi Tanpınar da bireyler üzerinden ülkesinin siyasal bunalımlarını çeşitli şekillerde yansıtır. Tanpınar bu eserde okura, kişilerin trajedisini, toplumun siyasal trajedisiyle ilişkilendirebilecekleri anlamsal bir arka kapı bırakır. Bireylerin iflası olarak nitelendirilip okura sunulan tablo ise Türk edebiyatında Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabında yaptığına benzer biçimde aydın çevrelere yönelik bir tür eleştiri bombardımanını barındırır. Öyle ki, baş karakter olan Selim, dahil olduğu cemiyetteki insanları yozlaşmış, ahlaksızlaşmış ve son derece benmerkezciliğe bürünmüş bulur. Bazı bakımlardan yazarın en meşhur romanı olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne benzetilmiş, ne var ki Tanpınar son eserini ondan (Saatleri Ayarlama Enstitüsü) daha farklı, ayrıcalıklı ve derin bulduğunu beyan etmiş.

Sahnenin Dışındakiler

“Biz evvela kelimeleri öğreniriz. Sonra yaşadıkça teker teker manalarını.”

1973 yılında kitap olarak yayımlanan, Huzur ve Mahur Beste romanlarıyla beraber bir üçleme (trilogy) teşkil eden bu romanın konusu, Kurtuluş Savaşı ve bu uğurda verilen halk mücadelesine dahil olan bazı çevrelerin yaşantısını okuyucuya aktarıyor. Sahnenin Dışındakiler romanında mekan, temelde İstanbul ve Anadolu olarak belirleniyor ve olay örgüsü bu iki farklı yerde bulunan mekanlarda geçiyor. 

Romanın kilit karakterleri arasında olan Sabiha; Türk insanının ve kadınının modernleşme karşısındaki durumunu, Tanzimat sonrası durumunun getirdiği etkiyi sembolize ediyor. Kendisi kadın hakları konusunda bir mücadeleye girişen, tiyatroyu seven bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor. Eserin ana karakteri olan Cemal ise bu kadına (Sabiha) aşık olan ve İstanbul’un işgal senelerini anlatan birisi olarak romanda merkezi bir konumda yer alıyor. 

Cemal İstanbul’a eğitimi sonrasında geri döndüğü zaman şehrin çok fazla değiştiğini keder içinde görür. Bu süreçte Anadolu zorluklar içindeyken insanlar İstanbul’u bir keyif merkezi olarak görüp göç etmektedirler. Cemal tüm bu yaşananları görür, duyar ve yansıtır. Bir yandan da Türkçülük, Osmanlıcılık gibi dönemin fikir akımları tartışılır. 

Bu kitapta Tanpınar üslubunun vazgeçilmez bir alışkanlığı haline gelmiş olan zengin tespitlerini, fikir tartışmalarını ve güçlü aforizmalarını bulacaksın. 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

“Modern hayat, ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreder.”

Tanpınar’ın en bilinen kitabı olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün teması ve iskeletini, Türk toplumunun Batı ve Doğu arasında yaşadığı kültürel çıkmazı oluşturuyor. Bu olgu, saatleri çocukluğundan beri seven ve en yakın dostuyla bir saatleri ayarlama enstitüsü kuran Hayri ismindeki birisi üzerinden anlatılıyor. Hayri’nin ilk başta işleri eksiksiz ve mükemmel gitse de, bu uzun sürmüyor. Bir süre sonra işlerinin canlılığı sekteye uğruyor ve tam da burada Tanpınar romanlarında gördüğümüz içsel hesaplaşmalar filizleniyor. Bu içsel hesaplaşmaların yönü; geçmiş, zaman, insan ömrü çerçevesinden başlayıp ölüm ve gelenek kavramına kadar varıyor. Marcel Proust ve Paul Valery’den etkilendiği bu kitapta da belli olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebi kişiliği romanda adeta zirvesini bulmuştur denilebilir. 

Romanın ‘Büyük Ümitler’ bölümü Tanzimat öncesini, ‘Sabaha Doğru’ ve ‘Küçük Hakikatler’ kısımları Tanzimat dönemini, ‘Her Mevsimin Bir Sonu Vardır’ bölümüyse Cumhuriyet ve sonrasını anlatmaya ayrılmış. Böylece romanın kronolojik bir yapı içerdiği söylenebilir.  

Romanı farklı kılan öğelerden biri de içeriğinde ironi ve hiciv sanatının ustalıkla kullanılmış olmasıdır. Üstelik yabancılaşma gibi ağır ve karanlık bir konuda bunun yapılabilmesi eserin gücüne dair bir fikir verebilir. 

Mahur Beste

Mahur Beste ismi, bir aşkın klasik musiki çerçevesinde sembolize edildiği bir kavramdır. Kitapta kişiler ve ilişkiler üzerinden medeniyet sorgulamasına girişen Tanpınar, bunu ustalıkla tesis eder. Aydaki Kadın romanındaki “iflas” teması burada da işlenir. Örneğin 103. sayfada “Sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin? Dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı yapan manevî kıymetler manzumesidir.” denilerek medeniyetin ne olduğu konusunda bir tanımlama yapılmaya çalışılır. Bu elbette edebiyat sanatıyla yapılabilecek bir tanımlamadır. 

Roman, Abdülhamit dönemini yansıtır ve musiki üzerinden kendi öz-medeniyetinin aydınlanma vagonunu yakalama yönündeki portresini çizer. İlmiye sınıfına ait olan üst sınıf aileler üzerinden bunu anlatan Tanpınar, merhamet, birey, insan ömrü üzerine düşüncelerini de yansıtmayı ihmal etmez. 

Karakterler diğer Tanpınar romanlarında olduğu gibi incelikle kurgulanmıştır. Gelenekle modernizm arasındaki çatışmayı derinden duyumsayan İsmail Molla ve baş karakter Behçet beyin etrafında cereyan eden olaylar bazen ironik bazen trajik bir panoramaya dönüşüyor. 

Beş Şehir

Beş Şehir; İstanbul, Erzurum, Konya, Ankara ve Bursa kentlerinin kültürel ve sosyal yapısını anlatmasıyla beraber Türkiye’nin kültürel mirasını anlamaya çalışan, birçok konuyla yüzleşen bir eserdir. Beş Şehir eserinin türü edebiyatta daha serbest bir stil sayılan deneme türüdür. Tanpınar’ın bu türdeki ilk çalışması olan eser yalnızca bir gezi kitabı değildir. Kitapta zaman zaman Mevlana’dan, yazarın Mustafa Kemal ile olan anısından, şehirlerin ruhundan, Türkiye’nin geçmişinden ve müdahil olduğu savaşların bıraktıklarından konu açılır. 

Görünürde basitçe gezi kitabı olarak duran ancak birçok duruma değinen, Anadolu’nun ruhunu yansıtan ve tanıtan, öneriler, tespitler içeren bir kitaptır Beş Şehir. “Günler gelip geçmekteler, kuşlar gibi uçmaktalar.” Diyerek maziyle hesaplaşır, geçmişin neden insanı bir kuyu gibi çektiğini düşünür. Anadolu topraklarının kültürel mirasının çevresinde dönerek birçok konuyla yüzleşir. Örneğin, kitabın Ankara kısmında, Rus elçiliği, Belçika elçiliğini seyrederken şu soruyu sorar: “Bizim mimarimiz nasıl olmalı? Hangi medeniyeti temsil etmeli? Modernleşme kaçınılmaz olduğuna göre eski olana nasıl davranmalı?”

Beş Şehir; geçmişler, ruhlar, şehirler ve medeniyetler ekseninde güçlü bir deneme yazını.

Huzur

“İnsanlıktan ümit kesmedim, fakat insana güvenmiyorum.”

II. Dünya Savaşı’nın arefesinde geçen roman, Mümtaz karakterinin kendisinin öz düzenini aramasıyla sembolize edilen bir konuya sahiptir. Mümtaz’ın aradığı ama bulamadığı huzur, cumhuriyet dönemi entelijansiyasının yaşadığı bir deneyim olarak betimlenir.  

İstanbul, doğa, sanat, aşk, arkadaşlık ve kültürler çemberinde dönen bu hikayede farklı dünya görüşlerine sahip kişiler mevcuttur. Bu kişiler zamanla değişir ve medeniyetler arasında bocalama yaşarlar. Örneğin Fransa’da eğitim almış olup, eskiden sol akımlara katılan İhsan, memleketine döndüğünde milliyetçi, tasavvufa ilgili bir insan haline gelmiş, çevresinin ve toplumunun sorunlarını düşünmeye başlar. 

Romanın uzun olması ancak kısa bir süreci anlatması Türk edebiyatında alışıldık bir durum değildir. Türkolog Mehmet Kaplan’a göre bu yöntem James Joyce’un ünlü romanı Ulysses eserinden alınmıştır. 

Huzur romanı bireyin iç dünyası konusunu işlemesi, farklı ancak ölçülü stili ve zengin karakter çeşitliliğiyle tam anlamıyla bir Tanpınar klasiği…

Storytel’in binlerce kitaptan oluşan kütüphanesi seni bekliyor! Türk ve dünya edebiyatının en sevilen, en çok okunan yazarlarının kitaplarını dinlemek ve okumak istiyorsan hemen tıkla! İyi eğlenceler!

Sesli KitapTürk Edebiyatı

İlgini Çekebilir

2020’de En Çok Dinlenen Storytel Kitapları

20/01/2021

Storytel kütüphanesine eklenen binlerce sesli kitap ve e-kitap arasından 2020’de en çok dinlenen Storytel kitapları hangileri merak ediyor musun? Listede belki başucu kitaplarınla karşılaşacaksın, belki de henüz adını duymadıklarınla ya da duyup da okuma, dinleme […]

Türkiye’ye Polisiyeyi Sevdiren Ahmet Ümit Dinleyebileceğin 21 Kitabıyla Storytel’de

30/01/2021

Türkiye’de polisiye denince akla önce Ahmet Ümit gelir; tıpkı dünya edebiyatında polisiye denince akla ilk gelen ismin Agatha Christie olması gibi. Geniş bir okur kitlesine sahip Ümit’in kitaplarının bu kadar ilgi görmesinin en büyük sebebi […]

Bu Kış İçini Isıtacak Aşk Kitapları

31/01/2021

Kış mevsimi gelmişken battaniyelerin içine gömülüp sıcacık bir çay, kahve ya da çikolata ile kitabını alıp keyif yapmaya ne dersin? Peki aşk kitapları sever misin? Soğuk günler başlayınca çoğu zaman sevdiklerimizden, sosyal hayatımızdan uzaklaşıp evimizde kalmayı […]

Yorumlara

Yorum Yazın