Storytel’de Dinleyebileceğin Distopya Kitapları

Distopya edebiyatı, diğer bir ifadeyle distopik roman türü bilim kurgu edebiyatının sosyal ve siyasal yönü baskın olan bir versiyonunu temsil eder. Kasvetli, karamsar ve umutlu hislere yuvalık yapan distopya kitapları, zamanının ötesine geçen ve her okunduğunda insanı cezbeden yapıtlardır. Bu yapıtların önde gelenlerini Storytel’de dinleyebilirsin.

Fahrenheit 451 – Ray Bradbruy

“Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz.”

Ray Bradbruy tarafından yazılan, eşine az rastlanır cinsten bir roman Fahrenheit 451. Kitap isminin Fahrenheit 451 olması tabii ki nedensiz değil. Bu sıcaklık derecesi kitapların kolayca yanabildiği bir ısı eşiğini ifade ediyor. Kitap distopik bir dünyadaki itfaiyecileri anlatıyor. Ancak bunlar sıradan itfaiyecilerden fazlası. Bu itfaiyeciler insanların evlerinde çıkan yangınları söndürmek yerine, sakıncalı bulunan kitapları yakmakla görevli çalışanlardır. Kitabın ana karakteri olan Guy Montag da tıpkı böyle sıradan, yükümlülüğünü uzun zamandır layıkıyla ve eksiksiz yerine getiren bir itfaiyecidir. Bu boyun eğişini ve monotonluğu; bir gün kitaplarıyla beraber yakılan bir adamı çevresinde hiçbir şey olmamış gibi tepki göstermeyen kalabalıkla gördüğü anda terk edecektir.  

Aynı zamanda 1966 ve 2018 senesinde olmak üzere iki defa beyaz perdeye uyarlanan kitap; insana adaleti, vicdanı, empatiyi gösteriyor, yanlış otoriteyi tanımlıyor ve kişide tüm bu kavramların derinleşmesine ön ayak oluyor. Kitabın içinde yakılan kitaplar savunuluyor ve toplumların üzerine kabus gibi çöken totaliter rejimlerin bir nevi gelecekteki içyüzü ortaya serilip okuyucuya tüm çıplaklığıyla resmediliyor. Bu eşsiz başyapıtla tanışmak için hiç de geç değil.

Zaman Makinesi – H.G. Wells

İnsanlığın 1895 yılından 800.000 yıl sonrasını tahayyül eden eser, hem ilk bilim kurgu romanlarından biri hem de son derece çarpıcı ve sıra dışı.

Kitabın ana kahramanı basitçe “zaman yolcusu” olarak isimlendirilir. Bu zaman yolcusu, seyahat ettiği zaman makinesini de icat etmiş olan bir bilim insanıdır. 802701 yılına gittiğinde ise geldiği dünyadan bambaşka bir dünya ile karşılaşır ve işte bundan sonra olaylar başlar. Bu dünyada bilinçli canlılar Eloiler ve Marlocklar olarak ikiye ayrılmıştır. Gelecekte meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde yeryüzünün sakinleri her daim gülümseyen Eloiler, kaygısız ve rahat bir hayata, yeraltının sakinleri Marlocklar ise tam tersi bir hayata sahiptirler.

Wells, kurmuş olduğu bu analoji ile İngiltere’de Victoria dönemindeki toplumsal adaletsizlik ve eşitsizlik gibi meselelere etkili bir şekilde ayna tutuyor. Kitabı ayrıcalıklı bir konuma yerleştiren etkenlerden birisi de tam olarak budur; Wells, oluşturduğu dünyaya dalıp, yaşadığı gerçek dünyayı unutmamaktadır ve o aynı zamanda bir tarih yazarıdır. Bu nedenle resmettiği dünyadaki imgeler gerçek dünyadan güçlü işaretler taşır.

Artı bilgi olarak eklenebilir ki; kitabın yazarı olan H.G. Wells’in yazmış olduğu tarih kitabı; Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat önerdiği eserlerden bir tanesidir.

Biz – Yevgeni Zamyatin

“Bütün günler aynı. Bütün günler aynı renk.”

Biz, Çarlık Rusya yıkıldıktan sonra yerine gelen Sovyet yönetimiyle sürekli sorun yaşadığı için tutuklanan ve dolayısıyla hakkaniyetsiz otoriteyi yakından deneyimleyen Yevgeni Zamyatin’in başyapıtı. Birçok çevre tarafından da magnum opus (başyapıt, büyük iş) olarak tanımlanan ve distopik romanların orijini addedilen Biz, her bireyin kodunun olduğu, kuralcı ve matematiksel bir sistem üzerine kurulu olan uzak bir gelecekte geçiyor. Bu korkunç gelecekte yaşayan D-503 kod adlı ve İntegral adındaki büyük aracın mimarı, diğer herkes gibi dünyada yaşanan büyük savaşın akabinde kurulan mini devlette yaşıyor. Burada gördüklerini anlatan mimarın düşünceleri bir süre sonra değişmeye ve sivrileşmeye başlıyor.

Totaliter rejimlere bir tepki ve okurlara bir uyarı niteliğinde olan Biz, mutluluğun yasak olduğu, özgürlüğün esamesinin bile okunmadığı bir dünyayı sarsıcı biçimde resmediyor. Biz, bu özelliğiyle birçok distopya kitabına esin kaynağı olmuş bir roman.

Demir Ökçe – Jack London

Jack London’un kaleme aldığı eserin konusu, alt tabakanın ve işçilerin haklarına yönelik verilen bir mücadele çerçevesinde şekilleniyor. 1907 yılında yayımlanan bu eser, modern tarzda distopya kitaplarının ilk örneği olarak değerlendirilmesi bakımından özel bir yere sahiptir.

Distopya kitapları arasında oldukça popüler olan George Orwell imzalı, 1984’e de ilham olan bu eserde, oligarşi, kapitalizm ve faşizm kritiğine çok sert bir şekilde yer verilmiş. Bu nedenle yoğun bir politik stil içeren distopik romanlardan olan kitap boyunca, kitabın baş kahramanı Ernest Everhard, toplumun ayrıcalıklı ve zengin, dolayısıyla erki de ellerinde barındıran kesimine karşı hakaret boyutuna varan keskin eleştiriler getirir. Hala eskimemiş olan ve temel eleştirileri günümüze de uyarlanabilecek olan bu eserden manidar bir alıntı ise şöyle söyler: “Demek ki, biz aciz insanlar yeryüzüne kalıcı barışı ve mutluluğu getirmek için katliam ve yıkım içinde mücadele ederek sonumuzu hazırlıyoruz.”

Açlık Oyunları – Suzanne Collins

Suzanne Collins’in kaleminden çıkan Açlık Oyunları kendisinden sonra gelen iki kitapla beraber 3 kitaptan oluşan bir üçleme. Bilim kurgu romanları arasında değerlendirilen bu distopik romana çoğumuz film uyarlaması sayesinde zaten aşinayız. Bu serinin ilk kitabı olan Açlık Oyunları’nda kıtlık ve savaş sonrası Amerika kurgusu görürüz. Savaş ve kıtlık süreçleri neticesinde yeni bir ülke ortaya çıkar: Panem. Başkenti Capitol olan Panem’de 13 mıntıka vardır. Kıyamet sonrası bu şartlara isyan eden mıntıkalar yenilgiye uğrarken 13. mıntıka yok edilir. Yenilgiden sonra yeni bir düzene geçilir ve isyanlar neticesinde Açlık Oyunları fikri ortaya atılır. Senede bir defa tertiplenen bu toplu oyuna göre her mıntıkadan biri erkek diğeri kız olmak üzere yaşları 12 ile 18 arasında değişen iki kişi seçilir ve bunlara haraç denir. Bu hayatta kalma oyununda, yaşamak için simülasyondaki diğer haraçları öldürmek zorunludur.

Aynı zamanda beyaz perdeye aktarılan, fantastik ve bilim kurgu türlerini distopik bir temayla harmanlayan bu kurgu serisi sürükleyici distopyalar arasında değerlendiriliyor.

Dava – Franz Kafka

“İnsanın insandan korkusu var olmaya devam ettiği sürece, dava güncelliğini hiç yitirmeyecektir.”

Dava, kitabın baş kahramanı olan Josef K.’nın bir sabah umulmadık bir şekilde kendisine dava açıldığını öğrenmesiyle başlar. Bu belirsizlik içerisinde Josef K.’nın hikayesi metaforlarla örülü bir şekilde işlenir.

Kafka, yazdığı eserlerinde yabancılaşma, varoluşsal kaygı, absürd ve suçluluk gibi temaları o kadar güçlü bir ifade gücü ile işler ki bu temalar ‘’kafkaesk’’ olarak anılır. Kafka bu özelliğini distopya kurgusunda da es geçmiyor ve ortaya son derece birey-merkezli, kasvetli bir kurgu çıkıyor.

Kafka, Dava eserinde hem toplum hem de mevcut hukuk ve adalet sistemine yönelik derin eleştiriler ve göndermeler yapar. Josef K.’ya açılan davanın gerekçeleri dahi bilinmemekte ve bu nedenle sanık kendi hayatını tüm ayrıntıları ile gözden geçirerek savunma hazırlamak durumunda kalmaktadır. Üstelik dava açıldıktan sonra sanığın çevresi ve onu tanıyan insanların kendisine karşı tavırları kökten bir değişikliğe uğrar. Savunma hazırlama sürecinin kendi içerisindeki bu dinamikleri ve toplumun bireye yönelik dışlayıcı tavrı; totaliter politika, adalet, suçluluk, yabancılaşma ve varoluş gibi temaların vurgulanması için yaratılan bir kurgudur. Kimi kritiklere göre Kafka bu eserde Hristiyanlık’ta bulunan ‘’düşmüşlük’’ temasına vurgu yapmaktadır. İnsan doğuştan suçludur ve cennetten kovulmuştur; işte bu düşmüşlük onu kendi benliği ve varoluşu ile ilgili derin bir sorgulamaya itecektir. Distopik romanlar arasında Dava en zengin tema çeşitliliğine sahip ve en derin sorgulamaları yapan kitaplardan biridir.

Distopik romanlar sadece bir kurgudan ibaret olmayıp, dönemin kültürel ve sosyal yaşantısından izler barındıran, eleştirel bir zeminde yazılan, hümanist ve güçlü bir türü yansıtırlar. Bu nedenle distopyalar siyaset, sosyoloji, felsefe ve bilim kurgu edebiyatı gibi birçok farklı disiplinden izler taşıyabilirler. Distopya edebiyatının olmazsa olmazlarını ve en çok okunan distopyaları istediğin anda Storytel’de bulabilirsin!

Bilim Kurgu KitaplarıKitap TavsiyeleriOkunması Gereken Kitaplar

İlgini Çekebilir

2020’de En Çok Dinlenen Storytel Kitapları

20/01/2021

Storytel kütüphanesine eklenen binlerce sesli kitap ve e-kitap arasından 2020’de en çok dinlenen Storytel kitapları hangileri merak ediyor musun? Listede belki başucu kitaplarınla karşılaşacaksın, belki de henüz adını duymadıklarınla ya da duyup da okuma, dinleme […]

Türkiye’ye Polisiyeyi Sevdiren Ahmet Ümit Dinleyebileceğin 21 Kitabıyla Storytel’de

30/01/2021

Türkiye’de polisiye denince akla önce Ahmet Ümit gelir; tıpkı dünya edebiyatında polisiye denince akla ilk gelen ismin Agatha Christie olması gibi. Geniş bir okur kitlesine sahip Ümit’in kitaplarının bu kadar ilgi görmesinin en büyük sebebi […]

Bu Kış İçini Isıtacak Aşk Kitapları

31/01/2021

Kış mevsimi gelmişken battaniyelerin içine gömülüp sıcacık bir çay, kahve ya da çikolata ile kitabını alıp keyif yapmaya ne dersin? Peki aşk kitapları sever misin? Soğuk günler başlayınca çoğu zaman sevdiklerimizden, sosyal hayatımızdan uzaklaşıp evimizde kalmayı […]

Yorumlara

Yorum Yazın