Storytel’de Dinleyebileceğin Ercan Kesal Kitapları

Yazar, oyuncu, senarist, yönetmen, hekim… Tıp eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu’nun ücra köşelerinde hekimlik yapmaya başlayan Ercan Kesal, daha öğrencilik yıllarından itibaren sanatla iç içeydi aslında. İlk şiirleri ve yazıları gençlik yıllarında dergilerde yayımlandı, arkadaş çevresi içinde yazarlar, şairler, sinemacılar oldu hep. 2002’de Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmindeki rolüyle başlayan sinema serüvenine pek çok başarı sığdırdı. Son yılların en başarılı filmlerinde senarist, oyuncu ve nihayet yönetmen olarak görevler aldı, pek çok ödül kazandı. Çeşitli gazetelerde düzenli olarak güncel hikayeler ve denemeler yazdı, bu yazıları kitaplar izledi. Ercan Kesal hala çok yönlü bir sanatçı olarak üretmeye devam ediyor. 

İşte Storytel’de dinleyebileceğin Ercan Kesal kitapları:

Peri Gazozu

“Belleğim üzerinden, ama artık bugünkü aklımla yeniden okuduğum geçmişim, hikaye olarak kağıda döküldüğü her seferinde, yeniden şaşırtıyordu beni. Tüm bunları ben mi yaşamıştım Tanrım?

Yazılarımı sanki elimde bir kamerayla çekiyor ve yazıyordum. Hayatlarımızda ortak bir tema oluşturan nesne ya da duygu metaforlarını dillendirdiğim, deneyimlerimi bütün çıplaklığı ve derinliğiyle ortaya koyan, sadece bir sızlanma değil, içsel bir hesaplaşmaya da kapı aralayan yazılardı niyetim.

Bu yüzden, yazdıklarımla aramdaki mesafeyi kaldırmaya gayret ettim. Okur; hikayelerimi okumak yerine, “seyretsin” istedim. Bu, sinemasal anlatıma da çok benzeyen bir teknik demekti. Okuyucuma bir şeyleri “anlatmak” değil de “göstermek” istedim hep.

Ne kadar becerebildim bilmiyorum. Ama bildiğim, yapabildiğim, elimden gelen bu.”

Ercan Kesal, bir kısmı daha önce gazetelerde ve dergilerde yayımlanmış yazılarından oluşan Peri Gazozu’nu 2013 yılında okurun beğenisine sundu. Yayımlanan ilk kitabıyla yazarlıkta da yetkin bir isim olduğunu gösterdi. Kitabın ismi Kesal’ın çocukluğundan, kendi öz yaşamından geliyor. Babasının üretip sattığı gazozun adı Peri Gazozu. Kesal kendi çocukluğundan, kendi ana babasından başlıyor anlatmaya. Öğrencilik yıllarının İzmir ve Ankara’sından genç bir hekim olarak çalıştığı Anadolu’nun ücra köşelerine dek uzanan tanıklıklar, anılar, hikayeler anlatıyor. Ercan Kesal, tam da hedeflediği gibi, okura Türkiye’nin acı ama umutlu tarihini göstermeyi başarıyor.

Nasipse Adayız

“Bu akşam da bilmem ne düğün salonundayım. Yemekli davet var. Her zamanki gibi çelengimizi önceden gönderdik, uygun saatte de yerimizi aldık… İçerisi çok kalabalık. İstanbul’da en çok sayıda kendilerinin olduğunu iddia eden bilmem nerelilerin dayanışma gecesi yapılıyor. Uzun masalarda karşılıklı oturmuş, yemek yiyen, konuşan, öpüşen orta yaş ve üzerinde erkekler doldurmuş ortalığı.

Kalın bıyıklı, koca kafalı bir yerel sanatçı sazıyla bir şeyler çalmış, sonra da ara vermiş, dinleniyor… Sahnedeki takım elbiseli, beyaz gömlekli, enine çizgili bordo kravatlı, kel kafalı, ortadan uzunca boylu, heyecanlı adam kim? Benim tabii ki.”

Ercan Kesal, Nasipse Adayız’ı ilk kez bir film senaryosu olarak, Bir Zamanlar Anadolu’da filminden hemen sonra yazmaya başlamış. Daha sonra yazdıklarını bir romana dönüştürmeye karar vermiş. Nasipse Adayız, belediye başkan adayı olmaya çalışan bir doktorun, Kemal Güner’in hikayesini anlatıyor. Ercan Kesal da bir dönem belediye başkan aday adayı olmuş, bu yönüyle roman otobiyografik özellikler de taşıyor. Nasipse Adayız 2015 yılında yayımlandıktan sonra Ercan Kesal metni tekrar senaryoya çevirmiş. 2019 yılında aynı adla çekilen, Ercan Kesal’ın senaryo yazımının yanında yönetmenlik ve başrolü de üstlendiği film yurtiçinde ve yurtdışındaki film festivallerinde pek çok ödülün yanı sıra seyircilerin ve eleştirmenlerin beğenisini kazandı.

Cin Aynası

“Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünyada yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız.

Galeano’dan ilham alırsam; birlikte kurtulmak için ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim için yazıyorum. Kederlerimi, iç sıkıntılarımı ve başkalarında da fark ettiğim acıları anlatmak için yazıyorum. Kendime acı vereni açıklamak, içimde büyüyen sevinci ve coşkuyu da hemen paylaşmak için yazıyorum. Sokaktan duyduğum cümleleri ‘cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden asıl sahiplerine gönderdiğimde’ onlardan gelecek işaretin merakıyla yazıyorum.”

Ercan Kesal, Cin Aynası kitabında da Peri Gazozu’nda olduğu gibi kendi kişisel tarihiyle Türkiye’nin tarihini harmanlıyor ve yakın tarihin acılı sayfalarını tekrar açarak toplumun belleğini diriltmeye çalışıyor. Yaşamın her yönü var bu yazılarda; ölüm, zulüm, acı ve kötülük de var, direnmek, insan onuru, devrimci inat da var. Analar, çocuklar, insanlık, ölüm, yaşam, sinema ve edebiyat üzerine, kederli ve yine de ümitli yazılar.

Velhasıl

“Geçmiş, ‘bugün’ dediğimiz şeyin içinde saklı duran bir anılar yumağı. Aynı zamanda gelecekten de kehanetler içeren bir yumak bu. Yaşadığımız her şey, ardımızdan yuvarlanıp birikerek ‘şimdi’yi oluşturduğu için geçip gitmiş; kaybedilmiş bir şey de yok aslında. Zamanın kendine ait bir şiddeti ve gücü var. Hatırladığımızda bize acı ve keder veren şeyler saklı içinde. Ama yaralarımızın merhemi de kabuğunun altında ve ne yazık ki Mısri’nin dediği gibi; bizim dermanımız, yine derdimizden başkası değil.” 

Ercan Kesal, 20 yılı aşkın yazı serüveninden renkli bir seçkiyle okur karşısında. Kitabın alt başlığı Edebiyat, Sinema, Yazmak. Ahmet Erhan’dan Metin Erksan’a, Kemal Tahir’den Ahmet Hamdi Tanpınar’a, Andrey Tarkovski’den Kieslowski’ye, bozkırdan büyük şehirlere, senaryodan futbola kadar pek çok konuda küçük hikayelerle, anekdotlarla, anılarla, mektuplarla, ayrıntılarla dolu enfes yazılar kaleme almış Ercan Kesal Velhasıl’da.

Yorum Yazın