Storytel’de Dinleyebileceğin Modern Türk Klasikleri

Storytel’de modern Türk klasikleri zamanı!

Türk edebiyatında modern dönem özellikle Cumhuriyet sonrasına gönderme yapan bir şablondur. Bir hayli dinamik ve zengin sayılan bu dönem birçok farklı tekniğin uygulandığı deneysel bir zaman dilimini kapsar. 

Klasikleşmiş çağdaş Türk edebiyatı eserlerine şimdi Storytel aracılığıyla erişmen mümkün ve hiç olmadığı kadar kolay.

Tutunamayanlar – Oğuz Atay

Oğuz Atay’ın ilk romanı olarak Tutunamayanlar, yazarın belki de en iyi bilinen eseri. Yazarın hayranları kadar edebiyat otoriteleri tarafından da Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul görmüş olan bu kitap, bilinç akışı tekniği kullanarak yazılmış. Farklı bir teknikle yazılması Türk edebiyatı açısından yeni bir dönemin haberini verse de ilk yayımlandığı dönem hak ettiği ilgiyi görmemiş.

Tutunamayanlar’da, eserin başkahramanı olan Selim karakterinin hezeyanlarına, mutsuzluk ve bekleyiş ile geçen hayatına şahit oluyoruz. Selim’in hayatı üzerinden Atay, aşk, güven, yalnızlık ve ölüm gibi edebiyatın önemli temalarını aykırı bir dille ve adeta bir başkaldırı içerisinde incelikle işliyor.

Yalnızız – Peyami Safa 

Peyami Safa’nın son romanı olan Yalnızız, roman kahramanlarının kişisellikleri ve toplumsal uyum sağlamak üzere edindikleri takdim arasındaki çatışmayı konu alıyor. Bazı karakterlerin bu çatışmadan ötürü, anlam arayışında yaşadıkları buhranları ve yalnızlıkları anlatılıyor. Safa, güçlü ruh tahlilleri ve sıra dışı kurgusuyla Modern Türk Edebiyatı’nın öne çıkan eserlerinden birini kaleme alıyor. 

Kitabın kahramanı Samim, sadece mükemmelliklerden oluşan bir diyar hayal eder: Simeranya. Simeranya onun zihninde tahayyül ettiği bir sığınaktır adeta ki hayal kırıklıklarından ve yalnızlıktan kaçmak için buraya sığınır. Simeranya’da Samim mutluluğu sadece materyal hazlarda arayan insanlardan uzaklaşabilir. Safa her romanında olduğu gibi Yalnızız’da da madde ve ruh, doğu-batı gibi dikotomilere eleştirel bir yaklaşım sağlayabileceği bir kurgu yaratıyor.

Ayaşlı ile Kiracıları – Memduh Şevket Esendal

Türk edebiyatında dönüm noktası olarak gösterilen ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının ruhunu yansıtan bu kitap Ankara’da bir pansiyonun 9 odasında kalanları diğer odada kalan karakterin gözünden anlatıyor. 

Ayaşlı ile Kiracıları eşine az rastlanır bir yalınlığa sahip bir üslupla yazılmış. Kitapta “Oğlan diş ağrısı gibi!” biçiminde hem etkileyici hem de son derece sade ve kısa betimlemeler mevcut. Bu durum, kitabı duru ve anlaşılır kılan önemli bir etken.

Aylak Adam – Yusuf Atılgan

“Birden kaldırımdan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.” 

Başkahramanının bir ismi bile olmayan bir roman Aylak Adam. Atılgan roman boyunca kahramanında C. diye bahsediyor. Bir ismi bile onunla özdeşleştirmemesi esasen çizmek istediği karakterle uyumlu bir çaba. O hiçbir yere uyum sağlamayan ve aykırı bir karakterin arayış içindeliği, bir ismin gölgesinde kalmamalı. 

C. benliğinin arayışında pasif bir hayat sürer. Ne bir mesleği vardır ne de toplumsal normlara uyum sağlayabilecek bir mizacı. Zaten ona göre sosyo-kültürel kodların oluşturduğu kurumsallıklar yaşamın özünü zedeler. Ona göre bu toplumsal kodlara dayanan samimiyetsiz aile kurumunun yerini iki kişinin birbirini sevdiği gerçek sevgi almalıdır. Varoluşsal temaların yoğun olduğu Aylak Adam, ‘’anlam’’ arayışı içerisinde olanların mutlaka tanışması gereken bir eser.

Esir Şehrin İnsanları – Kemal Tahir

Birinci Dünya Savaşı sonrası yenilgi alan Osmanlı’nın başkenti İstanbul’un işgal yıllarını anlatan kitap, dönemin insanlarının bu duruma verdikleri tepkileri oldukça yerinde yansıtıyor. Kitap; Kuvayı Milliyeciler, İstanbul Hükümeti’nin yanında olanlar ve hiçbir şeyi umursamayanlar olarak üç farklı grup insan profili üzerinden işliyor. 

Romanın ana karakteri olan Kamil Bey, dünya gezisine çıkmış varlıklı ve zevkine düşkün bir kimsedir. Memleketine döndüğünde karşılaştığı tablo karşısında donakalır. Ülkesinde kalmaya karar verir ve bu süre zarfında hem “içimizdeki İrlandalılar” diye tabir ettiği kişilere hem de düşmana karşı mücadele kararı alır. Esir Şehrin İnsanları, hapsolmuş bir şehirde destansı bir mücadeleye girişen halkın ve aydın kesimin hikâyesi…

Sevgili Arsız Ölüm – Latife Tekin

“Uzağa bakmak iyi değilmiş, uzağa baka baka aklını oynatanlar varmış.”

Latife Tekin’in yazdığı ilk roman olan Sevgili Arsız Ölüm; köy yerinden şehre göç eden bir ailenin başından geçenleri konu ediniyor. Büyülü gerçekçilik üslubuyla yazılan, yarı rüya gibi kısımlarla dolu ve son derece samimi bu kitap çağdaş Türk edebiyatındaki özgün konumunu muhafaza ediyor. Kitapta yaşananların sarsıcı bir rüya gibi anlatılması eseri büyülü gerçekçilik akımının Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden biri haline getiriyor. Modern Türk Edebiyatı klasikleri arasında özgünlüğüyle öne çıkan bu eseri dinlerken kendini büyülü bir dünyada bulacaksın.

Gece – Bilge Karasu

‘’Oysa ışığı severim ben; severdim. Önceleri. Şimdi gece sarsın istiyorum beni. Çukur olmalı, çukur­da kalmalıyım. Belki de çukurum kazılmakta şimdi.’’

Gece, Bilge Karasu’nun ölüm ve korku gibi temaları ve buhran içerisindeki bir ruhu tasvir etmek üzere seçtiği bir metafor aslında. Katman katman ve ince ince kelimelerle işlediği bu eserinde Karasu’nun zamanı ve mekanı ortadan kaldırması esere gerçeküstü bir hava veriyor. Karasu, yalnızlığı ve ruhsal buhranı okuru içine çekecek düzeyde tasvir etmek için okurun dikkatini dağıtacak klasik anlatımların dışına çıkıyor.

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

‘’Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.’’

Modern Türk Edebiyatı klasiklerine birçok eseriyle katkıda bulunan Sabahattin Ali’nin en çok ilgi gören kitaplarından biri olan Kürk Mantolu Madonna ilk baskını 1943 yılında yaptı. Eseri trajik bir aşk romanı olmaktan öteye götüren, Sabahattin Ali’nin esere kattığı melankolik havanın insan ruhunun mükemmel bir tahliline olanak tanıyan kapılar açması.

Çocukluğun Soğuk Geceleri – Tezer Özlü

Çocukluğun Soğuk Geceleri, melankolik yönelimleri ile tanınan Tezer Özlü’nün ilk romanı. Tezer Özlü sevenler onun kaleminin samimiyeti ve içtenliği karşısında öyle derinden etkilenirler ki yazarla derinden bağ kurarlar. Özlü bu eserinde, kendi çocukluğundan başlıyor ancak gençliğinin de bir kısmını kapsayacak şekilde otobiyografik bir roman yazıyor. Tezer Özlü’nün bir kadın olarak hiçbir sansüre başvurmadan tüm çıplaklığıyla hayatının filizlendiği dönemini samimiyetle ele alması ayrıca dikkat çekici.

Gecede – Leyla Erbil

Leyla Erbil’in bilinç akışı tekniğiyle yazdığı 7 farklı öyküsünden oluşan bu eser, her türlü otoriteye karşı başkaldırması bakımından tema bütünlüğü sunuyor. Kitap içerisinde yer alan; ‘’Vapur’’, ‘’Ayna’’, ‘’Çekmece’’, ‘’Hokkabazın Çağrısı’’, ‘’Ölü’’, ‘’Tanrı’’ ve ‘’Gecede’’ gibi öykülerden oluşan eserde Erbil, kimi zaman toplum baskısını kimi zaman ise sevgili baskısını işliyor. İlk baskısı 1968 yılında yapılmış eserin dili okurlara karmaşık gelebilse de eseri anlamakta zorlanmayan kişiler için oldukça etkileyici olduğunu söyleyebiliriz.

Modern Türk Edebiyatı’nın klasikleri hiç kuşkusuz edebiyatın düşün dünyasına yeni özellikler kazandırdı. Melankoli, şehir hayatı, bohemlik gibi yeni terimlerin gündeme gelmesinin yanı sıra sadece yalı ve saray yaşantısını değil, gündelik hayatı konu edinen eserlerin sayısı da arttı. Sen de çağdaş Türk edebiyatı eserlerinin otantik ve unutulmaz içeriklerine istediğin gibi erişmek ve dinlemek istiyorsan Storytel’i denemeye başlayabilirsin.

Yorum Yazın