Storytel’de Yer Alan Jack London Kitapları

O Amerikan edebiyatının en çok tanınan isimlerinden biri. Evet, edebiyat dünyasının isyankar denizcisi Jack London’dan bahsediyoruz. Kendi yaşantısından sıklıkla ilham aldığı eserleriyle tanıdığımız Jack London, realist akımın en önemli isimlerinden biri kuşkusuz. Çalışkan bir yazar olan London’ın çok sayıda roman ve öykü kitabı bulunuyor. Bugün senin için Storytel’de dinleyebileceğin Jack London kitaplarını derledik:

Beyaz Diş

“Yarı köpek bir anne ile kurt bir babanın yavrusu olarak dünyaya gelen Beyaz Diş, doğduğu günden itibaren farklılığının gölgesinde bir hayat sürmeye başlar. Zekâsıyla ve görüntüsüyle hayranlık uyandıran bu muhteşem yaratık, hem insanların hem de hayvanların eziyetiyle karşılaşır ve her an bedel öder. Hayatta kalmak için içgüdülerinin rehberliğine sığınan Beyaz Diş, zamanla her türlü canlıya karşı güvenini kaybeder ve vahşi hayat ile evcilleşme arasında sıkışıp kalır.” 

Jack London’ın en bilindik romanlarından biri olan Beyaz Diş, dünyayı bir köpeğin gözünden anlatırken, güven, ahlak, merhamet, sevgi gibi kavramları sorguluyor.

Deniz Kurdu

Humphrey Van Weyden, hayatı boyunca beden gücü gerektirecek işlerde çalışmamış bir kitap eleştirmenidir. Bir gün yolculuk yapmakta olduğu gemi batar ve Hayalet adlı geminin kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Ancak kaptan Larsen kazazede yolcusuna bir iltimas geçmeyecektir; Weyden de gemi mürettebatıyla birlikte çalışmak zorundadır. 

London’ın romanlarında sıklıkla görülen deniz ve işçi temalarına sahip olan roman, insanlığın hayat mücadelesini anlatan sürükleyici bir eser.

Vahşetin Çağrısı

Bir kızak köpeğinin tüm özelliklerine sahip olan Buck evinden çalınmış ve kızak köpeği olarak eğitilmiştir. Altın arayıcılarının eline düşen Buck için sert, soğuk hava koşulları; rakipleri ve insanlar arasında bir yaşam mücadelesi başlamıştır artık. Beyaz Diş romanına benzer şekilde bir köpeğin gözünden dünyayı aktaran “Vahşetin Çağrısı”, sabır, mücadele ve vefa üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor.

Martin Eden

Jack London’ın yarı-otobiyografik romanı Martin Eden, yazar olmak için var gücüyle çalışan bir gemi işçisinin hayatını anlatıyor. Martin zengin ve iyi eğitimli bir genç kız olan Ruth Morse’a aşık olur. Genç kızın ailesini evliliklerine ikna etmek için tek yolu bir yazar olmaktır. Yılmadan çalışarak kendi kendini eğiten Martin Eden, sonunda yazar olmayı başarır ancak hayalini kurduğu mutluluğa erişmesi için bu başarısı yeterli olmayacaktır.

Uçurum İnsanları

“Başka hiçbir kitabım için yoksulların ekonomik açıdan aşağılanmasını inceleyen Uçurum İnsanları kadar kalp ağrısı çekip gözyaşı dökmedim.” Jack London, bu sözlerle anlatıyor Uçurum İnsanları romanını. 1902 yılında Londra’nın yoksul semtlerinden olan Doğu Yakası’nda geçirdiği birkaç aydan sonra kaleme aldığı bu romanında London, karşılaştığı insanlık onuruna yakışmayan sefaleti kendine has yalın ve akıcı diliyle aktarıyor okurlarına.

Meksikalı

Jack London dünya çapında ününe romanlarıyla kavuşmuş olsa da öyküleri edebiyattaki ustalığını sergilediği esas eserleri olarak kabul edilir. Yazarın öne çıkan hikayelerinden bir derleme olan Meksikalı, London’ın diğer eserlerinde olduğu gibi kapitalist sistemin acımasızlığı karşısında ezilen insanların mücadelelerini, insan – sistem mücadelesini odak noktasına alan öykülere yer veriyor.

Adem’den Önce

London’ın “yazılmış en ilkel hikâye” olarak nitelediği romanı “Adem’den Önce”, geceleri rüyasında insanlığın ilk dönemlerinde yaşadığını gören bir gencin ağzından acımasız, vahşi, yalnız güçlülerin hayatta kaldığı ilkel dünyanın ve mağaralarda uyuyan, konuşamayan, çıkardığı seslerle anlaşan ilkel insanın hikâyesini anlatıyor bizlere. Üst Paleolitik Çağ’dan başlayıp bugünkü insana giden yolculuğu aktaran roman, usta yazarın kalemiyle sürükleyici bir maceraya dönüşüyor.

Haytalarla Çolpalar

“Çolpa, serseriler dünyasında aceminin adıdır; deneyimli haytalardan ise sakınmak gerekir, özellikle sürü halinde gezdikleri zaman.”  

Jack London 22 yaşındayken Amerika’yı baştan başa dolaştığı bir yolculuğa çıkar. Beş parasız çıktığı bu yolculukta iş buldukça çalışır, bulamadığında kapı kapı dolaşıp ekmek dilenir. Jack London’ın “çolpalık” dönemi gözlemlerini aktardığı Haytalarla Çolpalar otobiyografik bir anlatı olmanın ötesinde, “1893 paniği” olarak da bilinen derin mali kriz sürecinden insan hayatının nasıl etkilendiğini de gözler önüne seren, keyifli bir okuma deneyimi sunuyor bizlere.

Buzun Çocukları

Buzun Çocukları, Jack London’ın Alaska’daki Amerikalılarla ilgili gözlemlerine dayanarak kaleme aldığı öyküleri içeriyor. Dondurucu soğuk, sert yaşam koşulları, altın arayıcıları ve Amerikan yerlileri ile yeni yerleşimciler arasındaki ilişkilere yer veren öyküler, 19. Yüzyıl Amerika’sına dair panoramik bir bakış sunuyor.

Büyük Evin Küçük Hanımefendisi

“Bu kitaptaki üç karakterim mızmız da değil, ahlakçı da… Hepsi kültürlü ve modern ama aynı zamanda ilkeller. Kitap bittiğinde okur, karakterlerimin üçüne de hayran kalacak. Yazmaya devam ettikçe ellerimde duran şeyin yazarlık hayatımın zirvesi olduğuna daha da çok inanıyorum. Her zaman yazdığım türden şeyler bulma umuduyla okursanız bu kitabı benim yazdığıma inanmayabilirsiniz. Yepyeni ve şimdiye kadar yazdığım her şeyden farklı bir şey yazıyorum.” İşte Jack London, “Büyük Evin Küçük Hanımefendisi” için bunları söylüyor. Bir aşk üçgeni çevresinde gelişen olayların aktarıldığı kitabın en önemli özelliklerinden biri de dönemin feminist hareketini yansıtıyor olması kuşkusuz.

Tanrılar ve Köpekler

Tıpkı “Beyaz Diş” ve “Vahşetin Çağrısı” romanlarında olduğu gibi Tanrılar ve Köpekler romanının da baş kahramanı bir köpek. İrlanda teriyeri olan Buck’ın altı aylıkken sahibiyle birlikte çıktığı deniz yolculuğunda yaşadıklarını aktaran roman aslında sosyal adaletsizlik ve ırkçılık üzerine yazılmış, çarpıcı bir eser olarak karşımıza çıkıyor.

Demir Ökçe

Distopik edebiyatın ilk örneği olarak kabul edilen Demir Ökçe, George Orwell’ın dünyaca ünlü “1984” romanına da ilham olmasıyla biliniyor. Ezen ve ezilen mücadelesini konu edinen Demir Ökçe’de mevcut sistemin devam etmesi halinde insanlığı bekleyen geleceği anlatıyor. Jack London’ın gerçekçi ve yalın diliyle kaleme aldığı roman, yalnızca yazarın değil dünya edebiyatının da en önemli eserlerinden biri olma unvanını taşıyor.

Bir Alkoliğin Anıları

Jack London hayatı boyunca alkol bağımlılıyla mücadele etmiş ancak ne yazık ki başarılı olamamıştı. Bu nedenle ölümünden yalnızca üç yıl önce kaleme aldığı “Bir Alkoliğin Anıları”, kendi hayatından öğeler de barındıran, otobiyografik eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Amerikan edebiyatının en ilgi çekici eserlerinden biri olan Bir Alkoliğin Anıları, yazarın alkolün erkekler arası iletişimdeki yeri ve alkol ile şiddet bağlantısına dair keskin saptamalarını içeriyor.

Demiryolu Serserileri

Jack London’ın başıboş bir serseri olarak geçirdiği döneminden yola çıkarak yazdığı “Demiryolu Serserileri”, yazarın pek çok kitabında olduğu gibi otobiyografik öğeler içeriyor. Jack London evsizlerle birlikte gerçekleştirdiği tren yolculuklarını kaleme aldığı bu kitabında 19. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan büyük ekonomik krizin sebep olduğu yıkıntıyı da bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Ateş Yakmak

Jack London “Ateş Yakmak” eserinde gençliğinde bizzat yaşadığı Klondike bölgesinin soğuk, zorlu tundra yaşamını bizlere aktarıyor. “Ateş Yakmak”ın karakterleri dört bir yanlarında uzanan bembeyaz topraklarda, doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Ateş Yakmak, doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde hayatta kalabilmeleri için ilk adımdır.

Denizin Çağrısı

Yaşamını sıkıcı, fazlasıyla sıradan bulan Joe, evden kaçarak denizci olmaya karar verir. Hayatı dolu dolu yaşama arzusuyla çıktığı bu yolda işler beklediği gibi gitmez ve kendini korsanların arasında bulur. Bir gencin kendini bulma ve farkındalığa ulaşma yolculuğunu anlatan “Denizin Çağrısı”, denizciliğe dair gözlemleriyle de sürükleyici bir okuma keyfi sunuyor. 

Amerikan Edebiyatının hayta çocuğu Jack London’ın kitaplarını Storytel farkıyla dinlemek istersen bağlantımıza tıklayabilirsin!

Yorum Yazın