Zülfü Livaneli ile vicdan, hafıza, aşk ve Storytel üzerine…
Zülfü Livaneli, romanlarında bireysel hikâyelerle toplumsal belleği; aşk ile siyaseti, vicdan ile iktidarı yan yana getiren bir anlatıcı. Bekle Beni’den Serenad’a, Mutluluk’tan Leyla’nın Evi’ne uzanan külliyatında insanı, çelişkileri ve tarihsel koşulları içinde ele alıyor. Storytel […]
Nermin Yıldırım: “Roman yazmak benim için hayatı anlama, bu hayatın içinde kendime bir yer ve anlam arama meselesi”
Unutma Beni Apartmanı’ndan Ev’e, Saklı Bahçeler Haritası’ndan Misafir’e, Rüyalar Anlatılmaz, Unutma Dersleri, Dokunmadan ve Bavula Sığmayan’a uzanan yazın serüveninde Nermin Yıldırım, her kitabıyla hem kendine hem okuruna yeni bir kapı aralıyor. Bu söyleşide, yıllara yayılan […]
İyi Hissettiren Kitaplar – 2
Bazen her şey üst üste gelir. Zihnin sekmelerle dolu bir tarayıcı gibi donar. Kalbin aynı cümleyi tekrar tekrar fısıldar: “Biraz durmaya ihtiyacım var.” Tam da o anlarda, hayatı düzeltmeye çalışmayan ama seni yavaşça toparlayan hikâyelere […]
Mert Arık Kitapları: Hayal Gücünün Sınırlarını Zorlayan Hikâyeler
Çocuklar dünyayı anlamaya çalışırken hikâyelere ihtiyaç duyar. Ama her hikâye aynı etkiyi yaratmaz. Bazıları sadece “anlatır”. Bazılarıysa çocukların zihninde yeni kapılar açar. Mert Arık’ın kitapları ikinci grupta yer alan çok eğlenceli eserler. Onun hikâyelerinde mantık […]
Sen Hâlâ Annenin Kızısın: Kendine Dönmenin Hikâyesi
Hayat bazen hızdan ibaretmiş gibi ilerler. Yetişmen gereken işler, üstlenmen gereken roller, senden beklenenler… Bir noktada durup şunu fark edersin: Herkes için tam istedikleri yerdesin. Peki kendin için neredesin? Çağla Şıkel’in Sen Hâlâ Annenin Kızısın […]
Arthur Schopenhauer Kitapları
Arthur Schopenhauer, modern felsefenin en sarsıcı ve kendine has düşünürlerinden biri. Sıra dışı filozof 19. yüzyıl Almanya’sında ortaya çıktı. Özellikle Immanuel Kant’ın en çok değer verdiği öğrencisi olarak ondan etkilendi. Bunun yanı sıra Kant’ın açtığı […]
Yüksek Şatodaki Adam: Bambaşka Bir Evrene Yolculuk
“Ben zayıfım, küçüğüm, evrenin gözünde hiçbir önemim yok. Evren benim farkımda değil; görünmeden yaşıyorum. Ama bu niye kötü bir şey olsun ki? Böylesi daha iyi değil mi? Tanrılar kimi fark ederlerse yok ediyorlar.” Yüksek Şatodaki […]
Sahneye Yazılmış Bir Hayat: Haldun Dormen’in Anlatıları
Tiyatro, Haldun Dormen için hiçbir zaman yalnızca sahnede geçen bir uğraş olmadı; gündelik hayatın temposunu, insan ilişkilerini ve zamanı algılama biçimini de belirleyen bir zemin oldu. Ben Buyum İşte! ve Nerde Kalmıştık, bu zeminin üzerinde […]
Yaprak Dökümü: Bir Ailenin Sessiz Çözülüşü
1930’da yayımlandığında Yaprak Dökümü, bir ailenin hikâyesi olarak okundu. Aradan geçen onca yılın ardından hâlâ konuşuluyor olması bu hikâyenin yalnızca bir eve ait olmadığını gösteriyor. Reşat Nuri Güntekin’in gündelik hayatın içinden, sıradan tercihlerle kaleme aldığı […]
